Yesemek

spesnk

Yesemek

ESEMEK NAMI DİĞER YESEMEK

heykellerİslahiye’ye vardıktan sonra daracık köy yollarından Yesemek köyüne varmak insanı yorsa da sizi karşılayacak heykeller bu yorgunluğunuzu unutturur. Daha dün yapılmış gibi karşınızda duran figüratif heykeller ilkokul çocuklarının kaleminden çıkmış gibi sevecen duruşlarıyla sizlere hoş geldiniz derler.

Dört bin yıldır gelişinizi bekleyen heykeller hiç bozulmadan olduğu gibi sizleri selamlar. Hitit kralı I. Hattuşili M.Ö. XVII. yüzyıl ortalarında Suriye’yi ve kuzeyini ele geçirir. Bölge Hitit hâkimiyetine girdikten sonra mı taş ocağı faaliyete girdi yoksa faal bir taş ocağı mevcut muydu bilinmemektedir. Burada Hititli ustaların yanı sıra, Hurri’li usta ve sanatkârlarında çalıştığı sanılmaktadır. Bir ara faaliyetleri azalan atölyede, Geç Hitit Krallıkları sırasında (M.Ö. 9. yüzyıldan itibaren) çalışmalar tekrar yoğunlaşmıştır. Bu ikinci dönemde özellikle Hitit, Suriye, Arami ve Asur Sanat unsurları ağırlık kazanmıştır. Oryantalizm adıyla anılan bu üslubun batıda gelişmeye başlayan Ege kültürlerini ve Yunan sanatını etkilediği bilinmektedir.

Atölye Geç Hititler döneminde ,Hitit İmparatoru Suppilluma I. zamanında M.Ö. 1375-1335 tarihleri arasında Sam’al (Zincirli) Krallığı tarafından işletilmiş ve atölyede yerli halk olan Hur’lar çalıştırılmıştır .Zincirli’de çok sayıda heykel bulunmuştur.Sam’al (Zincirli) Krallığının M.Ö. VIII yüzyılın sonunda Asurlar tarafından yıkılmasıyla birlikte Taş Ocağı ve Heykel Atölyesinin kapandığı ve çalışan halkın bölgeyi terk ettiği düşünülmektedir.

Sfenks ve savaş arabası kabartması.

YESEMEĞİN EMEKTARI DEMİRCİ ALİ USTA

ilhantemizsoyYesemek Açık Hava Heykel Atölyesine girdiğiniz andan itibaren koşarak yanınıza bir kişi gelir, sevimli yüzüyle sizleri karşılayan bu kişi atölyenin bekçisi Ali Çiçektir, içten davranışları sizi etkileyecektir. Her heykelin figürlerini ve neden yapıldığını aynı zamanda yaşanmış kazı gerçeklerini de uzun uzun anlatır böylece atölye ile ilgili bilgilerle doymuş olursunuz yazılı belge okumanıza gerek kalmaz.

Mersin’de soğuk demircilik yapan Ali 1989 yılında köyüne ziyarete gelir, bakar ki köyde bir kişi harıl harıl heykelleri düzeltmeye çalışmaktadır ama şartların yetersizliği çalışmalarını engellemektedir. Bu kişi arkeolog İlhan Temizsoy’dur ve köyde demirci aramaktadır. Heykelleri yerlerinde düzgün oturtturmak için zeminin teras şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir. ilhan bey Ali’nin demirci olduğunu duyduğunda çalışmalarında kendisine yardımcı olmasını ister ve birlikte çalışmayı önerir. Köyüne ziyarete gelen Ali teklifi düşünmeden kabul eder o gün bugündür burda yaşamaktadır . Müzenin kuruluş aşamasında da çalışan Ali çiçek, günümüzde müzenin sorumlusu olarak çalışmaktadır.

İlhan Temizsoy ve eşi.

LUSCMAN KEŞF EDER.

Yesemek ilk defa l890 tarihinde, Zincirli (Sam’al)’de Alman Doğu Araştırmaları Kurumu adına kazı yapan Felix Von LUSCHAN tarafından keşifedilir .Burayı kazıda çalışan köylülerin yer göstermesiyle bulduğu sanılmaktadır.

Buradaki sistemli araştırma ve kazı çalışmaları 1957-1961 yıllarında Prof.Dr. Bahadır ALKIM başkanlığındaki ekip tarafından yürütülmüş 200’e yakın heykel taslağı çıkartılmıştır. Kazı ve araştırmanın yanı sıra bilimsel yayında yapılmıştır.1989 yılında ise Arkeolog İlhan TEMİZSOY tarafından yapılan arkeolojik kazılarda toprak altında kalan heykellerin gün ışığına çıkarılması ile 300 adet yontu ve heykel taslağına ulaşılmış; söz konusu alan Gaziantep Müze Müdürlüğü tarafından çevre düzenlemesi yapılarak Açık Hava Müzesi haline getirilmiştir. Yesemek’te 2005 yılında OPET’in desteğiyle yapılan cevre bu düzenlemeleri ile bölgeye 2000 metre uzunluğunda duvar yapılmış kafe eklenmış , tuvalet ve köyün okulunu yenilenmiş ve okula bilgisayar alınmıştır.

2006-2007 yılında Avrupa birliği projesiyle köyde Kemal Tufan ve öğrencileri tarafından heykel atölyesi yapılmıştır ve proje kapsamında yapılan heykeller burada sergilenmektedir.

Yesemekte heykellerden bir görünüm.

EN ETKLİYECİ KABARTMA SAVAŞ ARABASIDIR

spesnkYesemek heykel atölyesinin tek ve etkileyici olan eseri savaş arabasıdır. Kabartmanın detaylarını saat 14 :00 civarlarında görebilirisiniz. Bu saatte yatay gelen ışık ,belirgin olmayan kabartmadan gölgeleri ortaya çıkartır ve kabartma tüm heybetiyle karşınıza çıkar . Heykel 1950′li yıllarda burada kazı yapan Bahadır Alkan tarafından bulunmuştur. Yapılma tarihinin M.Ö. 1100 yıllarında olduğu düşünülmektedir.Üç parçadan oluştuğu sanılan heykelin iki parçası bulunabilmiştir. Üçüncü parça bulunamadığından tam değildir. Kayıp parçada savaşçının kabartmasının olduğu düşünülmektedir. Soldaki parçada savaş arabasının tekerleği ve atın arka ayakları görülmektedir, sağdaki parçada atın ön ayakları ve atın ayakları altında bir asker ( düşman askeri olmalı ) ve bir kuş figürü bulunmaktadır. Bu kuşun kartal olduğu sanılmaktadır .Üst bölgede geriye bakan bir ceylan ve altında ise bir yırtıcı hayvan olup, bu hayvanın kurt olduğu düşünülmektedir.

1988 yılında Gaziantep Müzesi’ne atanan İlhan Temizsoy Yesemek’i ziyarete geldiğinde gözlerine inanamaz çünkü Yesemek’in içinde 3 tane dozer ağaçlandırma için çukur kazımaktadır. Köyün muhtarını çağırır ve bunların Orman İşletmesinin dozerleri olduğunu öğrenir. Muhtarla birlikte taşlardan sınır çizer. Hemen İslahiye Kaymakamlığı’na gider durumu anlatır daha sonra Gaziantep Valiliği’ne gelerek gerekli resmi işlemleri yaparak ağaç dikimini engeller. 1989 yılında da 1400 metre tel çit yaptırarak bu bölgeyi koruma altına aldırır ve aynı yıl Yesemek’i Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğüne eski eserler bölgesi olarak tescil ettirir.

Yesemek Köyü 1934 yılında kurulmuş olup , Bulgaristan’ın Şumnu dolaylarından gelen göçmenler buraya yerleştirilmiştir .Bölgenin sıcak olmasından dolayı buraya alışamayıp , yavaş yavaş göç ederek İslahiye ve değişik bölgelere yerleşmişlerdir Hassa sakızlıkta hayvancılık yapan köy sakinleri 1950 yıllarda buraya göç ederek yerleşen göçmenlerdir.

ESEMEK, YESEMEK

Yesemek adının İsa adlı bir kişiden geldiği söylenir. İsa, İsabey, Esabey, Esemek ve Yesemek diye değiştiği köylüler tarafından anlatılır. Günümüzde yaşlı insanlar köye Esemek demektedirler.

Yesemek’te gün ışığına çıkarılan ve sergilenen heykel sayısı 300 civarındadır. Ancak bu bölgede 700 ile 1000 civarında heykel olduğu tahmin edilmektedir. Heykellerin büyük çoğunluğunu kapı aslanları oluşturmaktadır. Kapı aslanları kapılara çift konulduğundan burdaki heykellerın neden bu kadar çok olduğu anlaşılır. Bu heykelllerde Dağ tanrıları, ayı insan, sfenksler ve bir savaş arabası figurlerı mevcuttur .

Bir organizasyon eşliğinde üretim yapıldığı anlaşılan atölyede, taşların çıkartıldığı ve kesildiği kısmı , sonra yontuların taslağının hazırlandığı ve takıben heykellerın bitim aşamasına kadar her basamağı görebilirsiniz.

Heykellerin ince detayları heykelin konulacağı şehirde yapılmaktaydı. Böyle bir organizasyon ancak ciddi bir örgütlenme ile olmalıdır ki bu da ancak yerleşik devlet sistemiyle yapılabilinir. Bu ayrıntılarla yapılan heykelin ince işçiliğini Zincirli’den çıkartılıp Gaziantep Müzesi’nde sergilenen sfenkste görebilirsiniz .

Yesemek bölgesi menekşemsi gri renkte, gözeneği az olan ve en sert olarak bilinen dolarit adlı bazalt taşlardan oluşmaktadır. Taşların kalitesini buraya yakın diğer bölgelerdeki bazalt taşlarla kıyasladığınızda daha iyi anlarsınız.

Gaziantep’in Dünya Kültür Mirası Listesine giren Yesemek herkes tarafından görülmesi gereken bir atölyedir. Dünyada başka bir örneğinin olmadığını bilmeniz değerini daha iyi anlatır.

Gaziantep web tasarım